Karaca Mağarası (Gümüşhane)

08-01-17 hdomac 0 comment

Karaca Mağarası (Gümüşhane)

karaca1

Türkiye’nin nüfus ve yüzölçümü açısından bakıldığında en küçük illeri arasında yer alır Gümüşhane. Pestil ve kömesiyle tanınır ama gümüş madenidir adının geldiği kaynak. 1850’lerde bölgeye yerleşen Rumlar, kente “Gümüş” şehri anlamına gelen “Argyropolis” demiştir.
Gümüşhane’de ilkçağlardan beri işletilen ve kente adını veren gümüş yatakları 19. yüzyılda tükenmeye yüz tutmuş ve önemini yitirmiştir. Günümüzde ise artık gümüş madeni çıkarılmamaktadır.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Gümüşhane’nin merkez dışında Kelkit, Köse, Kürtün, Şiran ve Torul gibi sadece 5 ilçesi bulunmaktadır. Ancak bu küçük ilçenin tarihi ve doğal güzellikler açısından zenginliği gezginleri ve meraklıları şaşırtacak kadar çoktur.
Şehrin ilk kuruluş yeri Süleymaniye, Trabzon’la ortak olan kışın kayak, yazın yayla turizminin önemli merkezlerinden Zigana, Santa Harabeleri, Roma’nın kayıp hazinesi Satala Antik Kenti, Gümüşhane, Canca ve Kov Kaleleri ile Harşit nehri manzaralı köyleri ve insana dinginlik sunan yaylaları görülmeye değer güzellikler sunmaktadır.

Bu şirin kentin en değerli eserlerinden biri de Karaca Mağarası’dır. Mutlaka görülmesi gereken bu mağara adını bulunduğu köyün mahallesinden alan büyüleyici bir doğa harikasıdır. (İsmini altta yazacağım efsaneden aldığını vurgulayanlar da az değildir)
Torul’a bağlı Cebeci Köyü’nde
Karaca Mağarası Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Cebeci Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Mağara şehir merkezine 17 kilometre mesafede ve deniz seviyesinden 1550 metre yüksekliktedir.
Karaca Mağarasına Gümüşhane-Trabzon karayolunun 12. kilometresinden sağa (yani kuzeye) ayrılan bir yol takip edilerek ulaşılmaktadır. Ana yoldan ayrıldıktan sonra mağaraya virajlı ama asfalt bir tırmanma yolu ile 4 kilometre sonra ulaşılmaktadır. Yolun hemen başından tepelere doğru bakıldığından mağaranın olduğu yerde ki Türk Bayrağı dikkat çekmekte ve mağaranın yerini işaretlemektedir.

karaca-3 1426968458_karaca
Dolomotik kireçtaşları (kalsiyum ve magnezyumlu karbonat bileşimli bir mineral) içerisinde gelişen karstik (Aşınıma karşı dirençsiz, kolay eriyebilen kayalardan oluşan arazilere karstik araziler denir) oluşumlarıyla ön plana çıkan mağara yöre halkı tarafından uzun yıllardır bilinmektedir. Ancak bulunmasıyla ilgili farklı efsaneler anlatılmasına karşın Karaca Mağarası ilk kez Jeoloji Mühendisi Şükrü Erüz’ün yaptığı çalışmalarla 1990’da adını duyurmuş, 1996’da turizme kazandırılmıştır.
Mağara girişi bir insan boyu yüksekliğinde olmakla birlikte mağara içeriye doğru gidildikçe bir huni şeklinde genişlemektedir. Uzunluğu giriş noktasından en suç noktaya 150 metre tavan yüksekliği 18 metre, mağaranın iç alanı 1500 metrekaredir. Mağara tahta iskeleler üzerinde gezilmektedir.

karacamagarasiturizmehazir
15 milyon yaşında
Bu olağanüstü yapıda sarkıtlar, dikitler, sütunlar, damlataşı havuzları, perde damlataşları, mağara iğneleri, mağara gülleri, mağara incileri ve mağara çiçekleri, desenli duvarlar, bayrak şekilleri, filkulakları, traverten basamakları ile traverten havuzları rahatça gözlenmektedir.
Mağara içerisinde beyazdan laciverte çeşitli renklerde travertenlerin varlığı ise travertenleri oluşturan suyun demir ve magnezyum gibi erimiş mineral maddelerin yoğun olduğunu göstermektedir. Karaca mağarasının tavan ve duvarlarından sızan sular mağara tabanında önemli büyüklüktü gölcükler oluşturmaktadır. Bu gölcüklerin derinliği kimi yerlerde bir metreyi bulmaktadır.
Oluşumu halen devam eden mağarada bir santimetrelik sarkıt ve dikit oluşumu 12 yılda tamamlanmaktadır. Karaca Mağarası’nın yaşının 15 milyon yıl olduğu tahmin edilmektedir.
Astım hastalarını rahatlatıyor
Mağaranın bir diğer özelliği astım hastaları için rahatlatıcı bir kür oluşturmasıdır. Karaca Mağarası, 12-17 derece ortalama ısısı, yüzde 70 nem oranıyla, polen ve tozlardan arınmış yüksek oksijenli havasıyla kronik astım hastalarının kolay nefes almasını sağlamaktadır. Ayrıca hiçbir hastalığı olmayanlar için de temiz havası nedeniyle sağlıklı bir nefes olanağı ile dinçlik sağlamaktadır. Klimatik özelliği bulunan mağara yazın serin, kışın sıcak olmasıyla dikkat çekmektedir.
Karaca Mağarası’nda doğal dokuya zarar verilmemesi açısından fotoğraf çekimine izin verilmemektedir. Profesyonel fotoğraf çekimleri için Gümüşhane Valiliği’nden alınacak özel izinle, mağaranın kapanış saatinden sonra çekim yapılabilmektedir.
Mağaranın doğal güzelliği ile UNESCO Kültür Mirası’na girecek güzellikte ve özellikte olduğu uzmanlar tarafından ortaya konmaktadır.
Dillere destan bir aşk hikâyesi
Pek çok tarihi ve doğal güzelliğin bir aşk hikâyesiyle özdeşleştiği bilinmektedir. Karaca Mağarası’nın da çok yaygın bilinmeyen bir aşk hikâyesine tanıklık ettiği halk arasında dilden dile anlatılmaktadır. Efsaneye göre iki genç birbirlerini delice sevmektedir. Ancak gençlerden biri Müslüman, diğeri Hristiyandır. Gençlerin ailesi ise bu izdivaca izin vermedikleri gibi bu aşkı geçici bir heves olarak düşünmektedir. Oysa durum hiç de düşündükleri gibi değildir. Bütün duyguların efendisi aşk onları güçlü kollarına almış, Rum güzeli ile garip çoban aşklarını yaşama konusunda kararlı bir tutum sergilemiştir. İki sevgilinin buluşma mekânı ise herkesten sakladıkları bu mağara olmuştur. Onlar mağarayı saklı tutarken, mağara da onların büyük aşkını saklamıştır.
Durum bir türlü değişmeyince iki aşık bir gün mağara girmiş ve birbirlerine söz vermişler; ne zaman aileler merhamet edecek o zaman mağarayı gün ışığına çıkaracaklar, kendileri de mağaradan çıkacaklardır. Fakat bu dilek gerçek olmayınca iki genç bütün sevgililer için kendilerini feda etmiştir.
Bu olaya tanık olan tek canlı çobanın çok sevdiği köpeği olduğu söylenmektedir. O da iki sevgiliyi kimse rahatsız etmesin diye bir daha mağara dönmemiştir. Mağaranın keşfinden sonra dillere destan olan bu “Kara Sevda” ya hürmeten mağaranın “Karaca” adını aldığı rivayet edilmektedir.
Ayrıca akan su damlalarının iki sevgilinin üzerini kireçle kapladığı iki aşığın sonsuza dek böyle kaldığı söylenmektedir. Ve yine denir ki; “Sevdiğine kavuşamayanlar bir gün mutlaka Karaca Mağarası’nı ziyaret etsin. Çünkü o iki gencin duası orada onları beklemektedir”
Kaynak: Gümüşhane Valiliği
Araştırma: Haldun DOMAÇ