Girne Kalesi (Kyreina Casttle)

28-12-16 hdomac 0 comment

Girne Kalesi  (Kyreina Casttle)

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en görkemli yapısı, Girne’nin Kuzeydoğusunda, yat limanına hâkim durumda bulunan Girne (Kyrenia) Kalesi’dir. Kale bugünkü görünümüne ulaşana kadar birçok değişik evreden geçmiştir.

Fotoğraf: Girne Kalesi’nin muhteşem bir liman manzarası bulunmaktadır.

Fotoğraf: Bu gemide bulunan yük ve malzemeler kalenin kuzeyinde bulunan “Batık Gemi Müzesi”nde sergilenmektedir.

Bazı araştırmalar kalenin inşa tarihinin Helenistik Roma çağlarına dayandığını iddia etse de bu konuda kesin bir bilgi bulunamamıştır.

Girne Limanının doğusunda yer alan bu kalenin tespit edilebilen ilk dönemi 7. yüzyıla aittir. Söz konusu dönemde ortaya çıkan Arap akınlarına karşı kenti savunmak amacı ile adayı yönetmekte olan Bizanslılar tarafından inşa edilen ilk kaleye ait çok az kalıntı mevcuttur.
Arslan Yürekli Richard’dan Lüzinyanlar’a

Girne Kalesi’nden kaynaklar ilk kez, 1191 senesinde Üçüncü Haçlı Seferi sırasında İngiltere Kralı Arslan Yürekli Richard’ın Kıbrıs Kralı İsak Kommen’i yenilgiye uğratıp Kıbrıs’ı alması ile söz etmektedir. Kıbrıs’ı ele geçiren Arslan Yürekli Richard adayı önce Templar Şövalyeleri’ne, ardından da Fransız Guy de Lusignan’a (Lüzinyan) satmış ve ada 1489’a kadar ada Lüzinyanlar’da kalmıştır.

Tarihi Girne Kalesi bugünkü görünümüne büyük ölçüde ada Lüzinyanların hâkimiyetinde iken ulaşmıştır. 1208-1211 yılları arasında Kral John Dibelin tarafından kaleye yeni giriş kapısı, kare planlı ve at nalı kuleler, zindanlar, muhafız odaları ve ok mazgalları ilave edilmiştir.

Girne Kalesi 1373 yılındaki Ceneviz saldırılarında büyük hasar görmüştür. Kale, 1491’de adanın Venediklilerin eline geçmesinin ardından yapılan son eklemelerle bugünkü biçimine kavuşmuştur. Kuzeybatı ve güneydoğuda yer alan kuleler Venediklilerin Osmanlılara karşı kaleyi sağlamlaştırmak üzere yaptığı eklemelerdir. Bu önlemlere karşın kale, 1570 yılında, Lefkoşa’daki Osmanlı zaferinden sonra direniş gösterilmeden Osmanlılara teslim edilmiş, bu sayede olması muhtemel bir muharebe nedeni ile zarar görmemiştir.

Kare planlı bir yapı
Kale kareye yakın bir plana sahiptir. Her bir köşede birer kule bulunmaktadır. Kalenin güney ve batısı derince bir hendekle, kuzeyi ve doğusu deniz ile çevrelenmekte, giriş kuzeybatı tarafta bir köprüyle sağlanmaktadır. Kalenin içinde kuzey batı bölümde 1100’lü yıllarda yapıldığı sanılan sonradan kaleye dâhil edilen bir Bizans kilisesi (St. George Kilisesi) yer alır. 1570 yılında Kıbrıs’ın Osmanlılar tarafından fethi sırasında şehit düşen Osmanlı Amirali Cezayirli Sadık Paşa’nın lahiti de kalenin giriş bölümündeki rampanın hemen kenarında yer almaktadır. Lüzinyan’ın üç aslanlı amblemi ise kalenin iç kapısının tonozunda bulunmaktadır.

Osmanlı Dönemi’nde kaleye yapılan ilavelerin tamamı İngilizler tarafından yapılan restorasyon çalışması sırasında ortadan kaldırılmıştır. Kale İngiliz Sömürgesi döneminde, 1878-1960 yılları arasında polis okulu ve hapishane olarak kullanılmıştır.

Batık Gemi Müzesi

Fotoğraf: Bu gemide bulunan yük ve malzemeler kalenin kuzeyinde bulunan “Batık Gemi Müzesi”nde sergilenmektedir.

Girne Kalesi içinde değişik mekânlar ve dikkat çekici yapıtlar yer almaktadır. Bunlar arasında en öne çıkanı “Batık Gemi Müzesi”dir. Müzede Girne yakınlarında bulunan bir ticaret gemisi sergilenmektedir. Halep çamından yapılmış, 15 metre uzunluğundaki geminin yüzeyi ağaç kurtlarına karşı koruma sağlamak için vernikle kaplanmıştır. Pensilvanya Üniversitesi sualtı arkeologları tarafından gün ışığına çıkarılan batık, Girne’ye 1,5 kilometre uzaklıkta 18 metre derinlikte bir balıkçı tarafından bulunmuştur. Gemide bulunan mutfak gereçleri, tahta kaşıklar, zeytinyağı şişeleri, bardaklar ve tuz ambarları geminin dört kişilik personeli olduğunu göstermektedir.

M.Ö. 300 yılında battığı sanılan gemi M.Ö. 389 yılında inşa edilmiştir. Bu nedenle geminin en eski ticari gemi olduğu tahmin edilmektedir. Battığı sırada 89 yaşında olan gemide bulunan 400 amfora, 29 bazalt değirmentaşı, 900 adet badem ve 300 kurşun ağırlık geminin bir balıkçı gemisi olduğunu göstermektedir. Bu gemide bulunan yük ve malzemeler kalenin kuzeyinde bulunan “Batık Gemi Müzesi”nde sergilenmektedir.

Lüzinyan Dönem Zindanları (1191-1489)

Fotoğraf: Giriş odasındaki zindancı başının içtiği içki Baf ve Limasol bölgelerinde imal edilen Commanderia şarabıdır.

Kalenin önemli bölümlerinden biri zindanlardır. Lüzinyan Dönemine ait bu zindan odaları Kuzey-Güney yönüne uzanan dikdörtgen planlı ve tonoz üst örtülüdür. Girişte odanın kuzey ve güneyindeki geçitlerden, içlerinde kuyu hücreler bulunan zindan odalarına ulaşılmaktadır. Yazılı kaynaklarda bu kuyu hücrelerinin yer seviyesinin altında olduğu, orijinal boyutlarının 10 x7 ayak ölçülerinde, üst kısımlarının yan yana ve belli aralıklarla yerleştirilen kalaslarla kapatıldığı kayıtlıdır.

Zindanın kuzey ve güney odalarındaki kuyu hücrelerde 1367-1368 yıllarında yaşanmış gerçek olaylar canlandırılmıştır.
Giriş odasındaki zindancı başının içtiği içki Baf ve Limasol bölgelerinde imal edilen Commanderia şarabıdır. Ayrıca güneydeki zindan odasında dönemin işkence sahneleri canlandırılmaktadır.

Şövalye John Visconti’nin dramı

Fotoğraf: Zindanlarda yer alan kuyulardan birinde Şövalye John Visconti canlandırılmıştır.

Zindanlarda yer alan kuyulardan birinde Şövalye John Visconti canlandırılmıştır. Talihsiz bir şekilde zindana atılan şövalyenin hikâyesi şöyledir; 1368 yılında Kral 1. Peter Haçlı Ordusu toplamak üzere Fransa’ya giderken, Visconti’ye sarayın muhafazası ile görevlendirir. Bu dönemde Kraliçe Elenor, Roucha Kontu, John de Morphou ile gönül ilişkisine girer ve dedikodular başlar. Krala sadık Visconti 1.Peter’e gönderdiği mektubunda Kraliçe’nin dedikodulara maruz kaldığını ve krala sadakatsizliğine kesinlikle inanmadığını bildirir. Adaya dönen Kral araştırmaları sonunda konuyu Kraliyet Saray Meclisi’ne havale eder. Politik ve kişisel nedenlerle Kraliçe’yi cezalandıramayan Meclis, başka bir suçlu bulmalıdır. Meclis, Visconti’yi Kraliçe’ye iftira atmakla suçlu bulur. Visconti savunması dahi alınmadan bu zindana hapsedilir. Bir yıl burada çile çektikten sonra Bufavento Kalesi’ne gönderilir ve açlıktan ölür.

Talihsiz metres Joanna L’aleman

Fotoğraf: Joama L’aleman Kıbrıs ve Kudüs Kralı 1. Peter’in en gözde metresidir.

Kalenin zindan bölümünde bulunan kuyuda temsili canlandırılan bir de kadın bulunmaktadır. Burada bulunan Joama L’aleman Kıbrıs ve Kudüs Kralı 1. Peter’in en gözde metresidir. L’aleman, kralın çocuğunu taşıdığı için Kraliçe Elanor’un kıskançlıklarından nasibi almıştır. Kralın seferde olmasını fırsat bile Elanor, Joanna’yı huzuruna çağırıp, ona hakaret eder. L’aleman, 8 aylık hamiledir ve Kraliçe bu çocuğun düşmesini istemektedir. Bu nedenle Joanna’nın karnı üzerine büyük mermer bir havan konularak tuz öğütülür, kötü kokulu ilaç içirilir, işkence yapılar ama çocuk düşmez. Doğum gerçekleştikten hemen sonra üzerindeki kanlar temizlenmeden Lefkoşe’den Girne’ye kaleyi getirilir ve bu hücreye hapsedilir.

Kralın kardeşi olan Prens Girne Komutanı’nı görevden alarak, yerine Joanna’nın akrabası olan Sir Luke d’Antiaume’u getirmesinden sonra bir yılını iyi şekilde geçirir. O sırada Haçlı Ordularını toplamak için Fransa’da bulunan Kral, Kraliçe’nin Joanna’ya yaptıklarını öğrenerek, öfkeye kapılır. Gönderdiği mektupta Kraliçeye şöyle der; “Sevdiğim Layd Joanna’ya yaptığın kötülükleri duydum. Bu nedenle yemin ederim ki Kıbrıs’a geldiğimde birçoğun titreyeceği kötü şeyler yapacağım. Bu nedenle ben gelmeden önce o kadına yapabileceğin en kötü işleri yap.”

Mektuptan kısa bir süre sonra Joanna zindandan çıkarılır ve Lefkoşa’daki Franciscan Mezhebine ait Santa Clara Manastırı’na gönderilir. Kralın seferden dönmesiyle birlikte saraya geri alınır. Çocuğun akıbeti ise bilinmemektedir.

Fotoğraf: Güneydeki zindan odasında dönemin işkence sahnelericanlandırılmaktadır.

Fotoğraf: Liman Canlandırma. Batık Gemi Müzesi’nde Kıbrıs Limanını canlandıran bir resim bulunmaktadır.

Fotoğraf: Sadık Paşa Lahiti…. 1570 yılında Kıbrıs’ın Osmanlılar tarafından fethi sırasında şehit düşen Osmanlı Amirali Cezayirli Sadık Paşa’nın lahiti de kalenin giriş bölümündeki rampanın hemen kenarında yer almaktadır.

Kalede bulunan diğer yapıtlar

Lüzinyan Kulesi; Erken Bizans dönemi tahkimat kalıntılarının üzerine Kıbrıs Kralı John D’İbelin tarafından 1208-1211 yılları arasında yaptırılmıştır.

Venedik Kulesi; Kule 16. yüzyıl Venedik Dönemi Mimarisini yansıtır.

Sarnıç; Kalenin su ihtiyacını karşılamak amacıyla Lüzinyan döneminde yapıldığı düşünülmektedir.

Kırnı Mezarları; Bu kısımda, Erken ve Orta Tunç dönemlerine ait, Kırnı köyünde bulunmuş bir mezar ve bu mezarda ele geçen çeşitli buluntular sergilenmektedir.

Akdeniz Mezar Kazısı; Kalenin bu kısmında, Helenistik dönemden erken Bizans dönemine kadar kullanımda olan mezarın maketi ve buluntuları sergilenmektedir.

Girne Kalesi bir iç kale olup, şehrin korunmasında tam olarak etkin bir role sahip değildir. Girne’yi çeviren surlardan üç kule günümüze kadar gelmiştir.

Haldun DOMAÇ / 21 Kasım 2010