Samsun Göğceli (Çivisiz) Camii

30-01-18 hdomac 0 comment

Samsun’un tarihi eserleri arasında yer alan, 392m2’lik kapladığı alanla Türkiye’deki en büyük yığma ahşap camilerinden olan Göğceli Cami, Türkiye’deki en eski ahşap camisidir. “Samsun Çivisiz Cami” olarak da tanınır. Samsun’un Çarşamba İlçesinin 3 kilometre kadar doğusundaki Hasbahçe Mahallesinde Gökçeli Mezarlığı’nda bulunan caminin inşa kitabesine ve kayıtlı bir vakfiyesine rastlanılmamakla birlikte yapımı konusunda farklı iddialar bulunmaktadır.

Selçuklu Sultanı Gıyasettin Keyhüsrev döneminde 1205 yılında yapıldığı söylense de yapım yılı konusunda kesinleşmiş bir veri yoktur. Ancak yapımı ile ilgili iki rivayet bulunmaktadır. İlk rivayete göre 1071’de kazanılan Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra Anadolu’nun kapıları İslam’a açıldığından, İslam’ı anlatmak için Anadolu’nun her yerine olduğu gibi buraya gelen İrşat ekipleri (hidayete erdirmek, doğru yolu göstermek) tarafından Göğceli caminin yaptırıldığı belirtilmektedir. Bir başka rivayet ise İslamlaşma sürecine bu bölgede direnen irili ufaklı beylikler vardı. Beyliklerin bu direnişini kırmak için donanmasıyla Karadeniz’e gelen Müslüman bir hükümdar tarafından caminin yaptırıldığı ifade edilmektedir. Aynı hükümdar tarafından bu camiye benzer dört cami daha yaptırıldığı ve özel cami halısı getirttiği rivayet olunmaktadır. Bunlardan birisi Aşağı Kavacık mezarlığında, biri karagöz mevkiinde diğeri ise Terme Yavaşköy civarında bulunmaktadır.

Yapım için üç farklı tarih ortaya çıktı
2007’de yapılan yenileme çalışması sırasında caminin üzeri aktarılırken kirişlerinin birisinde Arapça olarak 592 tarihine rastlanmış ve miladi 1195’e tekabül eden bu yıl nedeniyle yapım tarihinin 1195 olduğu da tahmin edilmektedir.


Ancak Dendrokronoloji (kütükler üzerindeki halkaları sayarak ağaç yaşının bulunması) alanındaki araştırmalarıyla tanınan Amerikalı bilim adamı Peter Ian Kuniholm, 1990 yılında yapıdan aldığı ahşap numuneler üzerindeki testleri sonucunda caminin 1206’da inşa edildiğini, önündeki revakın 1335 yılında eklendiğini veya onarıldığını belirtmektedir.
Caminin ismi ise o zamanlarda mezarlıklara “Göç eli” denilmesi sebebiyle verilmiştir. Zamanla bu isim halk arasında “Göğceli Camii” olarak değişmiştir.
Göğceli Caminin Mimari Yapısı
Göğceli Cami’nin en büyük özelliği dikdörtgen olarak temelsiz bir şekilde inşa edilmesidir. Tabana yerleştirilen büyük taşlar ile yerden 60-70 cm. yükseltilmiş, Türkiye’nin en büyük yığma ahşap camisidir. Duvarlarında kestane ağacı kullanılan camide, diğer kısımlarda dişbudak ve karaağaç kullanılmıştır. Cami içinde sağ tarafta 7, sol tarafta 7 ağaç dikme bulunmaktadır. Caminin yapımında 50-60-70 santimetre eninde ve 10-15 metre uzunluğunda ağaçlar kullanılmış, “Çantı Tekniği” uygulanmıştır. Uzun ahşap perdelerin birbiri üzerine oturtulması ile oluşturulan bir yapım tekniğiyle, kalın kütük veya taşlar üzerinde, ahşaptan yığma olarak inşa edilen ahşap yapıların duvarları, “Kurt Boğazı” denilen geçmelerle birbirine çivisiz olarak monte edilmiştir.

“Başınız dik olsun, kimseye eğilmeyin”
Caminin giriş saçağında hilal şeklinde bir görünüm vardır. Giriş kapısının üstünde ise yay şeklinde bir görünüm bulunmaktadır.
Cami kapısından içeri girildiğinde birinci direkte yukarıyı gösteren bir ok yer almaktadır. Bu ok istikbali işaret eder ve “Başınız dik olsun, kimseye eğilmeyin” mesajını içermektedir.
Göğceli camiinde sağ ve solda ışıklandırma penceresi ve bir de çıkış kapısı bulunmaktadır. Kıble yönünde mihrabın sağında ve solunda üçer ışık penceresi yer almaktadır. Caminin pencerelerinin kıble yönünde olması ayrı bir anlam taşımaktadır. Camiye dıştan ve içten baktığımız zaman seccade şeklinde, kıbleye uzanmış secde ediyor gibidir.

 
Mihrabın üzeri hilal şeklindedir, hilalin de üzerinde 11 tane yıldızın ışık saçtığı görülmektedir. Cami yapılırken, İslamiyet’in buralara kadar yayılacağı anlatılmak istenmiştir. Minaresi bulunmayan Göğceli Caminin sonradan oluşturulan imam odasının bulunduğu noktada eskiden bir minarenin olabileceği düşünülmektedir.
Tavanda bitki ve deniz figürleri
Cami içerisindeki süslemeler kökboyasıyla, kalem işi ve renkli boyama şeklinde bitkisel formlar kullanılarak yapılmıştır. Her tahtada farklı motif ve kompozisyonlar oluşturulmuş, tekrar eden süslemelerden kaçınılmıştır. Harim içerisinde bulunan sütun başlıklarında ve konsollarda kaba ahşap oyma ve renkli boyama şeklinde süslemeler bulunmaktadır. Tavanda bitkisel figürler, deniz figürleri, Selçuklu ve Osmanlı arması, Allah’ın ve Peygamber ile sahabelerin isimleri bulunmaktadır. Camideki klâsik motif ve kompozisyon düzeni nakışların, er¬ken Osmanlı döneminden başlayıp klasik devir sonuna ka¬dar ki bir dönemde, 15 ve 17. yüzyıl sonu arasında yapılmış olabileceği düşünülmektedir.


Göğceli camisinin çatısı beşikörtüsü şeklinde olup, caminin içerisinde ibadete açık olan alan 300 metre karedir. 300 kişilik cemaat kapasitesine sahip caminin, zemininde deprem takozunun kullanılmış olması nedeniyle deprem sırasında beşik gibi sallandığı ancak yıkılmadığı bilinmektedir. Caminin içinde bulunan ahşap kolonların ise belli bir meyilde kıble yönüne eğimli olarak yapıldığı bu özelliği sayesinde caminin yıkılması halinde ise secde eder gibi kıble yönüne yıkılacağı ortaya çıkarılmıştır.
Göğceli caminin 800 yıldır çürümeden ayakta kalmasının nedeni ise kullanılan ağaçların doğru zamanda kesilmesinin payı büyüktür. Bu ağaçlar caminin yapım sürecinde ilaçlanıp, suya atıldıktan sonra fırınlanmış ve bugüne kadar çürümeden gelmesi sağlanmıştır.
Derleyen ve Fotoğraflar: Haldun DOMAÇ
Kaynaklar; Çarşamba Müftülüğü ve Yaprak Koçer (DHA)