Arda Turan krizine farklı bir yaklaşım

08-06-17 hdomac 0 comment

Bir futbolcunun bir gazetecinin boğazına sarılmasına, yani fiziki şiddet uygulamasına hoşgörüyle yaklaşmak insanlık adına ayıptır. Bir gazeteci demeyelim, hangi insana yapılırsa yapılsın şiddeti karşı durmak insan olmanın erdemidir.
Bunun bir kenara yazalım ve sırası gelmişken Arda Turan olayına farklı bir yaklaşımda bulunalım.
Arda Turan bu ülkeden yurtdışına transfer olan en değerli oyunculardan biridir. Atletico Madrid ve Barcelona… Öyle Barcelona’da kaç maç oynadı türünden geyiklere onan başarısını gölgelemez.
Şimdi fotoğrafa başka bir açıdan bakacağım ve bundan sonra ülkemizden yurtdışına gidecek oyuncuların beyinlerinde bir esneme yapmaya çalışacağım.
Evet, Arda Turan, dünya futbolunun zirvesinde bir takıma gitti. Peki, o takımın bir parçası oldu mu?
Ya da İspanya’da yaşamayı içselleştirdi mi? Bu iki sorunun yanıtını bakın şöyle verelim; Özel hayatı kuşkusuz ona ait ama son dönemde anıldığı 3 sevgilisi de Türkiye’den…
Olabilir ne var bunda diyebilirsiniz. Ancak o sevgililerin ortak şikâyeti Arda’nın Barcelona’da ki evinde çok sayıda erkek arkadaşı ile Bayrampaşa kültürünü Barcelona’da sürdürmeyi tercih ettiği doğrultusunda…
Goal Barcelona Muhabiri İgnasi Oliva şu sözleriyle acı gerçeği bir tokat gibi yüzlere vuruyor. Gazeteci Barcelona’nın en “asosyal” futbolcusunun Arda olduğunu vurguluyor. “İspanyol basınından hiç arkadaşı yok, takım arkadaşlarıyla iletişimi çok kötü” diyor. Bu konuda art niyetli yaklaşım içinde bulunmadığını da şu söylerden anlıyoruz; “Neymar’dan bile kötü durumda.”
Bir de ekleme yapıyor; “Burada olduğu sürece bir basın toplantısı yapmadı. Röportaj alanına Mixed Zone) gelmedi. Basınla diyalog içine girmedi, röportaj vermedi. ”
Bütün bunların toplamı ne? İspanya’da Türkiye’de gibi yaşamak… Fırsat bulduğunda İstanbul’a gelmek… Sevgiliyi Türkiye’den seçmek, arkadaş sohbeti için Türkiye’den dostları getirmek… Barcelona’da bir Bayrampaşa kurmak…
Arda Turan krizinde bunların ne kadar etkisi var tartışırız ama gelecekte yurtdışını hedefleyen oyuncular için ibretlik bir yaşam tarzı olduğu için üzerinde düşünmek lazım.
Peki, ne yapılacak? Örnek Enes Ünal…
İngiltere’de City’ye gitti. İngilizcesinin geliştirdi. Belçika’ya kiralandı, gitti oynadı. Hollanda’ya kiralandı, gitti oynadı. Hollandalı bir sevgilisi oldu ve Felemenkçe öğrendi. Teklif aldı korkmadı Villareal’a “evet” dedi. Örnek alınacaksa adres Enes’tir. Yol budur…
Türkiye’den ayrılıp, İstanbul’dan lahmacun getirterek, bir kulüp aidiyeti oluşturamazsın. Dolaşıp, yine Bayrampaşa’ya dönersiniz. Oysa futbol sonrasında da bir hayat var. Bakınız Zinedine Zidane…